7 Nisan, 2017

Alkali Diyet

 
 
   Alkali Diyet; asidik besinlerin yenmesi durumunda, vücut ph’ının asit tarafa kayacağını ve obezite başta olmak üzere, kanser, diyabet gibi bir çok hastalığa neden olacağını savunur. Genel olarak hayvansal ürünler ve tahıllar vücut Ph’ını aside, sebze ve meyveler ise alkaliye kaydıran besinler, yağlar ve şekerler ise nötr olarak sınıflandırılır. Bu diyette alkali besinlere ek, yemek yedikten sonra ve öğün aralarında sık sık İngiliz karbonatı olarak bilinen karbonatlı su karışımı önerilir.
   Diyetin savunucuları; turnusol kağıdı ile, tükürük ya da idrar Ph’ını ölçerek, kişilerin alkali mi yoksa asidik mi beslendiğinin anlaşılabileceğini savunurlar. Normalde insanın Ph’sı yaklaşık 7.4’dür, yani hafif alkalidir. Ancak 7.35 in altı asidik, 7.45 üstü de alkalidir.  Böbrekler, akciğerler ve kan, bikarbonat üreterek vücudun Ph dengesini korur, asiditeyi nötralize ederler. Vücudumuzdaki bu kontrol mekanizması hayatımız boyunca devam eder. 
   Et ve tahıl grubundan yetersiz beslenmek vücutta olumsuz etkilere neden olur. Et grubu besinler protein, demir, çinko, fosfor, magnezyum, riboflavinden zengindir. Yetersiz beslenme sonucunda vücutta birçok olumsuzluklar görülür. Buna ek olarak tüketilen karbonatlı su;
   • Sodyum ve sıvı yüklemesi potansiyel taşıyan kişilerde kalp yetmezliğine yol açabilir.
   • Sindirim sistemi hastalıklarını (gastrit, reflü vb.) tetikleyebilir.
   • Vücudun asit-baz dengesindeki bozulmalara bağlı olarak, böbrek taşı oluşumunu artırabilir.
 
   Bu tarz kısıtlayıcı diyetler sonucunda beslenme yetersizlikleri görülür. Metabolik ritmi bozmak istemiyorsak, bilimsellikten uzak diyetlerle sağlığımızı bozmamalıyız.